Header Ads

Bu 'Siber Şeyler' Nereden Geldi ?

Merhaba CyberGuilty Okurları;

Bugün 'Siber Şeyler Nereden Geldi ?' hakkında size tarihçe içeren bir makale sunacağım.
'LO.'
Daha sonra internete dönüşecek bilgisyar ağlarından iletilen ilk gerçek kelime bu idi. Fakat 'Lo and Behold' gibi güçlü bir İngilizce bildirimin başlangıcından ziyade, "Lo" aslında bir sistem hatasının eseriydi. 1969'da UCLA'deki araştırmacılar Stanford Araştırma Enstitüsü'ndeki bir bilgisayarda oturum açmaya (Log in) çalışıyordu. Ama onlar kelimedeki 'g' karekterini tuşlayamadın ağın Stanford tarafındaki bilgisayar çöktü. ARPANET projesi, böyle adlandırılmıştı çünkü Gelişmiş Araştırma Projeler Dairesi tarafından fon sağlanıyordu, sonunda bilgisayarların verileri nasıl paylaştığını ve bununla birlikte her şeyi değiştirecekti.
Elektronik iletişim ağları, şimdi bazılarınn geriye dönüp bakarak "Victoria devri interneti" dediği telgrafın icandından bu yana bilgiyi nasıl paylaştığımıza şekil vermektedir.O eski teknoloji etrafındaki heyecan da benzer şekilde yüksekti;aynı döneme ait olanlar, telgrafla birlikte "eski ön yargıların ve düşmanlıkların daha fazla var olması imkansız" açıklamasını yapmışlardı.
İnterneti, telgraf ve telefon gibi önceki iletişim şebekelerinden ayıran, devre değişim yerine paket değişimli olmasıydı. Paketler küçük dijital veri zarflarıdır. Her Paketin başlangıçta değişimli olmasıydı. Paketler küçük dijital veri zarflarıdır. Her paketin başlangıcında özellikle de zarfın "dışında", ağ kaynağı ile ilgili detayları, varış yerini ve paket içeriği hakkında bazı temel bilgileri içeren başlık vardır. Veri akışlarını daha küçük parçalara bölerek, her biri bağımsız ve farklı noktalara teslim edilebilir ve sonra uç noktada tekrar toparlanabilir.Ağ, esneklik ve direnç yaratan dinamik bir mimari, her paketi ulaştıkça sevk eder.
Paket değişimi, yaygın bir efsanedeki gibi ABD'ne bir nükleer saldırı durumunda bile iletişime devam etmesine izin vermek için geliştirilmemişti. Gerçekte sadece bilgisayarlar arasında daha güvenilir, daha verimli bağlantılara daha iyi imkan sağlamak için geliştirilmişti. 1970'lerdeki yükselişinin öncesinde, iki bilgisayar arasındaki iletişim ayrılmış bir devre veya önceden atanmış bir bant genişliği gerektirirdi. Bu doğrudan bağlantı, hiçbir veri iletilmezken bile o kaynakların başka hiç kimse tarafından kullanılmaması anlamına geliyordu. Bu sohbetlerin daha küçük parçalara bölünmesi ile birden fazla farklı sohbetten paketler aynı ağ bağlantılarını kullanabilecekti. Ayrıca eğer iki cihaz arasındaki ağ bağlantılarından biri iletişimin ortasında giderse, hiçbir görünür bağlantı kaybı olmadan otomatik olarak yeniden sevk edilebilmesi anlamına geliyordu.
ARPA araştırmalarda ileriye doğru sıçramalarla teknolojik süprizlerden kaçınmak için pentagon tarafından geliştirilen bir organizasyondu. Bilgisayarlar 1960'ların sonlarında çoğalıyordu fakat bilgisayar mevcudundan daha da fazla araştırmacı onları kullanmak istiyordu. ARPA'ya göre bu, ülke çapında kullanılmayan bilgisayar zamanından faydalanmak için farklı enstitülerde insanlara izin vermenin yollarını bulmak anlamına geliyordu.
Üniversiteler arasındaki atanmış ve pahalı bağlantılar yerine vizyon, sayısal kaynakları paylaşan bir müşterek veri linkleri ağıydı.Bireysel cihazlar gerçek ağ bağlantısını kullanan bir Arayüz Mesaj İşlemcisi ile bağlanmış olacaktı. Bu ağ ilk 'Lo'nun yuvası ve modern siber çağın başlangıcı olan ARPANET idi. UCLA'dan Stanford'a olan o ilk bağlantı 1972'de kırık düğümlü bir bağlantıya dönüştü. Çok geçmeden dünya genelinde üniversiteler ve araştırma merkezleri bu ilk ağa katıldılar veya bunun yerine kendi ağlarını yarattılar.
Tek bir ağ üzerinden cihazlar arasında gönderilen paket serileri internetin amaçları yönünden "internet" sayılmaz. İnternet birçok farklı ağı bağlanmak anlamına gelir, bu durumda ise ARPANET'ten başka çeşitli bilgisayar ağları çok geçmeden ortaya çıktı ancak özerk kaldı.
 Sıkıntı farklı ağların çok farklı temel teknoloji kullanmalarındaydı. Teknik problemin özü bu farklılıkları çıkarmak ve verimli iletişimi sağlamaktı. 1973'te çözüm bulundu. O zamanlarda Stanford'da bir profesör olan Vint Cerf ve ARPA'dan Robert Khan, ortak iletim protokol düşüncesini geliştirdiler. Bu "protokol", iletişim bağlantısının ucundakinin diğer taraftakini anlaması beklentilerini oluşturdu. Her bir partinin mesajları geri birleştirilmek üzere nasıl parçalara ayırması gerektiğ, devam eden bir bağlantı oluşturmayı ve otomatik olarak bant genişliğini tespit için iletim hızlarını kontrol etmeyi kapsayan üçlü bir el sıkışmanın bilgisayar karşılığı ile başladı.
Modelin dehası iletişimi 'katmanlara' nasıl ayırdığında ve her bir katmanın bağımsız şekilde işlemesine izin vermesindeydi. Dolayısıyla bu paketler ses dalgarından radyo dalgarına ve cam elyaflarındaki ışık darbelerine kadar herhangi bir ağ türü üzerinden gönderilebilirdi.Bu gönderim kontrol protokolleri veya TCP her türlü paket protokolleri üzerinde kullanılabilirdi lakin şimdi biz modern internette sadece internet protokolü (IP) denilen türü kullanıyoruz.
Bu protokol ağlardan oluşan ağın yaratılmasına imkan sağladı. Fakat tabi ki internet ortamı orada durmadı. Yeni bağlantılar cihazları bağlanmakta mükemmelleşti. İnsanlar cihazları araştırma için paylaştıkça, bir konuşma oluşturmak için değiştirilebilien basit bir dosya formatında birbirlerine mesajlar bırakmaya başladırlar. Bu hantal bir hal aldı ve 1972'de BBN teknik danışmanlık firmasından Ray Tomlinson mesaj okumak, yazmak ve göndermek için temel bir program yazdı. Bu ilk e-postaydı: İnternetin ilk katil uygulaması. Bir yıl içerisinde ilk başta araştırma için yaratılan ağ trafiğinin büyük çoğunluğu e-posta için oldu. Şimdiki ağ tabanlı iletişim insanlar hakkındadır.
Modern internetin yaratılışındaki son adım giriş engellerinin kaldırılmasıydı. Önceki kullanım araştırma ve savunma enstitülerindeki ağ tabanlı bilgisayarlara erişimi olanlarla sınırlıydı. Bu organizasyonlar ayrılmış veri hatları  vasıtasıyla iletişim kuruyorlardı. Ağ tabanlı iletişimin aşikar değeri arttıkça ve bilgisayarların fiyatları düştükçe daha fazla organizasyon katımaya çalıştı.Veriyi ses dalgarına ve sonra tekrar geriye çeviren modemler, temel telefon hatlarının diğer bilgisayarlara bağlantı olarak hizmet etmelerine izin verdi.
Çok geçmeden bilgsayarlar biliminin dışından araştırmacılar sadece paylaşılan hesaplama kaynaklarından faydalanmak için değil, aynı zamanda yeni iletişi teknolojisinin kendisini çalışmak için erişim istedi. ABD Ulusal Bilim Vakfı daha sonra ülke çapında mevcut süper bilgisayarlar merkezlerini, çok hızlı büyüdüğü için ticari yönetim gerektiren NSFnet'e bağladı. Her güncelleme daha büyük talep, daha fazla kapasite ve bağımsız şekilde düzenlenmiş altyapı ihtiyacını beraberinde getirdi. Farklı bölgesel ağlar trafiği yöneten bir "omurganın" inşasını etkin bir çözüm olarak ortaya çıktı.
Bu zaman dilimi aynı zamanda internetin büyümesine kar güdüsünün ortaya çıkışına da şahit oldu. Örneğin bu noktada Vint Cerf, telekoünikasyon firması MCI'ya katılmıştı. 1983'te internetteki ilk ticari e-posta servisi olan MCI mail'i başlatma çalışmalarına öncülük etti.
Kısaltılmıştır Devamı Yakında Gelecektir.


CyberGuilty INC. Blogger tarafından desteklenmektedir.